Normal şartlarda Türkiye'de kıyametin kopması gerekiyordu. İran füzeleriyle Amerika'yı bölgeden çıkarıyor, İslam coğrafyasının kalbine saplanmış bir bıçak gibi duran İsrail'i füzeleriyle dağıtıyor. Müşkül durumda bırakıyor. Türk medyasında kıyamet kopmadı. Türk halkı sokaklara inip sevinç gösterisinde bulunmadı. Sadece bu savaş Türkiye'ye sıçrar mı, diye tedirgin bir şekilde bekledi.
İran'ın Amerikan hegemonyasına karşı koyuşu genelde Türk halkını memnun etti. Ama ülkedeki siyasal İslamcı iktidar İran'ın Körfez'deki Arap hırsızları, petro-dolar şeyhleri iki füzeyle ifşa etmiş olmasından hayli tedirgin oldu. Çünkü İran fırlattığı o füzelerle bölgedeki tüm işbirlikçileri ayan ediyor. Bizdeki siyasal İslamcı iktidar da İran'ın Kürecik'e ve İncilik'e atacağı füzeleri havada yakalama derdinde. İran füzeleri sadece Amerikan üslerine atmamış onların İsrail'i kollayan işbirlikçi yönetimlere de atmış olacak. Onun için dışişleri bakanı Kunteper canavarı gibi çok gergin. İran Amerika'yı bölgeden kovduğu ve İsrail'in askeri tehdidini bertaraf ettiği zaman bu iktidarın bölgede hiçbir desteği kalmayacak. Halktan kopuk ve küresel desteği olmayan, NATO'nun korsan bir iktidarına dönüşecek.
İkide bir Müslümanlar bilimde teknikte geri kaldılar, diyorlardı. İlk mektepte öğrendikleri klişelerle. Bilimi ve teknolojiyi sadece Batılı aklın başarabileceği bir şey olarak bellemişlerdi. Akıl ve gelişmişlik sırf Batı'ya has bir şeydi. Oysa bahsettikleri gelişmişlik ve müreffeh olma durumunu tahakküme, sömürüye, hukuksuzluğa ve saldıkları korkuya borçluydular.
Arap Baharı, diyorlardı. Biz de Arap'ın bir kışı olmadı ki baharı olsun diyorduk. Zira Araplar hallerinden memnundu. Bakıyorum da İran'ın Amerikan tahakkümüne karşı yürüttüğü destansı direnişe İran Baharı demeyi akıl edebilen yok. Oysa Araplar için gerçek bir bahar bu. İran Arapların bütün zincirlerini füzelerle çözdü. Gazze'de yapılan katliamlara kallavi bir cevap verdi. Ama heyhat! Bizdeki Sünni hocaların hazım sorunu devam ediyor. Sunni hocalar kendilerini yere atsalar kibirlerinden yeri bile ıskalarlar.
İran'ın Ortadoğu'da Amerikan hegemonyasını iyice gerilettiği bu zamanda bizdeki siyasal İslamcıların durumu çok kritik. Zira İran İncirlik ve Kürecik'e şöyle iki kallavi füze atmış olsaydı iktidarın donu yere düşecekti. Ve varlığını Amerikan'ın ileri karakolu olma ve İsrail'i koruma vasfına bağlı durumu halk gözünde iyice netleşecekti. NATO'nun mübarek füze radarları yüzünden böyle bir şey olmadı. Ama bu İran Baharı Körfez'de ve Arap ülkelerinde siyasi ve askeri açıdan birçok şeyin köklü olarak değişimine sebep olacak. Ve muhtemeldir ki Amerika'nın hegemonyasını iyice sarsan, Siyonist İsrail'in azgınlığını iyice ezen bu gelişme bir şekilde Türkiye'deki Amerikan vasallığına dayalı siyasi yapıyı da kökünden değiştirecek.
Amerika ve İsrail İran'da sert bir kayaya tosladı. İşin içinden çıkamıyorlar. Amerika'nın petrole ve dolara dayalı imparatorluğu İran'ın sürpriz direnişiyle çöktü. Şimdi Amerika'yı bu madara durumdan çıkaracak vekil bir güç lazım. Irak'taki Kürtleri savaşa dâhil edip İran'ı yıpratmayı planladılar. Ama gördüler ki bu vekil güç işinde Kürtler gönülsüz. Onun için Azerbaycan'a bir yoklama çektiler. İlham Aliyev milli mayoyu giymiş gibi daldı bu işe. Ama İran Nahçıvan Havaalanı'nı vurmadığını izah etti, Aliyeve!
Amerika'yı ve İsrail'i bu savaştan kurtarabilecek tek ihtimal kalıyor. Türkiye'nin NATO şemsiyesi altında İran'a karşı yapılacak bir askeri müdahalenin içinde olması. Yani Türkiye İran'a karşı kuzeyden bir cephe açıp kara harekatına başlarsa Amerikan askerileri Körfez'deki adalardan birini işgal edebilir. Bütün plan bunun üzerine yapılıyor.
İsrail 2008'de Kuzey Koreli mühendislerin Suriye'nin kuzeyine inşa ettiği nükleer tesisi vurdu. İsrail'in savaş uçaklarının yakıt tankları Türk topraklarına düştü.
Siyasal İslamcı iktidar hiç böyle celallenmemişti.
Suriye iç savaşında Türk sınırlarından girip çıkanın haddi hesabı yoktu. Hiç mesele etmediler.
Şimdi İran tarafından fırlatıldığı söylenen iki füzenin NATO üsleri tarafından imha edildiği söylendi.
İlkinde dışişleri bakanı Hakan Fidan milli mayoyu giymiş gibi gergin bir açıklama yaptı.
İkincisinde ise cumhurbaşkanı Türkiye'nin gücünün test ediliyor oluşuyla ilgili çok sert bir açıklama yaptı.
Bugün İncirlik'te sirenler çalmaya başladı. Tıpkı Tel Aviv'de olduğu gibi. Füzelerden hiçbiri Türkiye'deki askeri bir üsse düşmedi. Herhangi bir kişi ölmedi, yaralanmadı.
Ama ortada milli mayoyu giymiş siyasal İslamcıların anlamsız bir gerginliği söz konusu!
Yani ellerinden gelse İran'ın üstüne tek başına atlayacaklar. İktidarın diyanet tayfası Sünni ve Şii ayrımına bile isteye kurgulanmış durumda. Diyanet içinde Sünni ve Şii mezhep ayrımını körükleyen mossad ajanları var!
Türkiye'yi yavaş yavaş bu savaşa hazırlıyorlar. Yarın İncirlik, Kürecik ya da Akkuyu nükleer santralına yapılacak bir saldırı bunlara aradıkları fırsatı verecek. İran'la savaşmaya kurulmuş bir halde bekliyorlar.
Türkiye dünyadaki ülkelerden sadece bir ülkedir, siz de dünyadaki milyarlarca insandan birer insansınız.
I. Dünya Savaşı sonunda "Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık." Arabesk bir durumdu.
III. Dünya Savaşında ise Amerikalılar ve Siyonistler yenildiği için bizdeki siyasal İslamcılar da hükmen mağlup sayılırlar. Bu da bir tür Allah'ım kör et beni! savaşı sayılır onlar için.
Çünkü İran'ın bölgedeki Amerikan askeri üslerini vurması bu siyasal İslamcılarda hiçbir heyecan uyandırmadı. Sözde Batı medeniyetine karşılar ama gerçekte iktidarlarını Amerika ve Siyonist İsrail aksı üzerine inşa etmiş durumdalar.
Ama ortada buz gibi bir gerçek var. İran Çin'in ve Rusya'nın gölge savaşıyla Amerika'yı bölgeden sökün etti. Onun Körfez'deki petrole ve dolara endeksli şımarık Babil kulesini bir daha dikilemeyecek bir şekilde yıktı. Dubai artık 70'lerin Beyrut'u gibi terk edilecek. Çünkü İran fırlattığı füzelerle bölge ülkelerindeki sahte cennet güvenini yıktı. Onun bir daha geri dönüşü olmayacak!
İsrail de Dubai gibi terk edilmiş ıssız bir ülkeye dönüşecek. İsrail'in bölgenin geleceğinde bir yeri yok. Yani bu haliyle BOP çökmüş görünüyor. İran aslında sadece Araplara bir İran Baharı yaşatmadı aynı zamanda Türkiye'deki iktidarın da dayandığı aksı yıkmış oldu. Zira Amerika sonrasında bölgede Çin'in ve Rusya'nın siyasi ve ekonomik nüfuzu hissedilecek. Sırtını Amerika'ya yaslamış diktatörlükler halklar tarafından ters yüz edilecek. Yani gerçek Arap Baharı kapıda. Çin'le, Rusya'yla diğer ülkelerle daha dengeli ilişkilerin kurulacağı bambaşka bir düzene geçilecek. Amerika'nın Ortadoğu'da kurduğu haydutluk düzeni sona erecek. Tabi bu haydutluk düzeniyle ayakta kalan iktidarlar da tarih olacak. Siyasal İslamcıların esas korkusu bu. Yoksa Türkiye'ye füze atılması değil. Bir nevi Yankee Go Home!
Milli Görüş'ün lideri rahmetli Necmettin Erbakan yıllarca seçim meydanlarında "Siyonizm, Siyonizm!" deyip durdu. Hoca ömrünü Siyonizm belasıyla siyaseten mücadele etmeye adadı. O zamanlar insanlar Erbakan Hocaya paranoya hastası gözüyle bakıyorlardı.
Ama aradan geçen zamanda yaşananlar Milli Görüş hareketinin dünya siyaseti ile ilgili bütün öngörülerini haklı çıkardı.
Yaşanan olaylar Milli Görüşü o denli haklı çıkardı ki, bakıyorsunuz Siyonist katillerin şehit ettiği İran'ın dini lideri Ali Hamaney'i hastanede ziyaret eden kişi Milli Görüş hareketinin bir diğer ismi Oğuzhan Asiltürk. Yani normalde insanlar ülkede birer Milli Görüşçü bulup evliya diye ona sarılmaları, onların öğütlerini dinleyip siyaseten feyz almaları gerekiyor. Siz zamanında bütün bu olanları anlatırken size kulak vermemişiz, cehaletimize verin, demeleri ne bileyim ol evliyanın sakallarına dokunup feyz almaları gerekiyor. Bu kısmı işi latifesi.
İran tıpkı Hz. Davut'un sapanı gibi füzelerle, dronlarla Amerika'nın gözetleme merkezlerini vurdu. Yani Calut'un gözünü çıkardı. Calut'un dev gövdesini Abraham Lincoln ve Gerald Ford uçak gemileri olarak düşünmek mümkündür.
Ezcümle Milli Görüş'ün yıllardan beri anlattığı Siyonizm belası böyle yavaş yavaş gözlerinizin önünde çökecek. Filistinli çocukların attığı taşlarla, Hizbullah'ın fırlattığı roketlerle, İran'ın gönderdiği füzelerle, dronlarla böyle yavaş yavaş bitecek. Tıpkı Nemrut'un beynine giren ve onu delirterek öldüren kör ve topal bir sinek gibi Siyonistlerin de sonu böyle gelecek. Bütün bunlar olurken bazı godoşlar Hicaz'da caz söylüyor olacak.
İran siyasal İslamcıların ağabeyini fena dövdü. Tabi ki bizdeki Sünni hacılar, hocalar İran'ı Şia olmakla suçlayacaklar.
O Şii İran, Sırp kasaplarına karşı Avrupa'nın ortasında yalnız bırakıldığında iki gemi dolusu silahla Bosna'nın yardımına koşan tek ülkeydi. Türkiye o yıllarda Süleyman Demirel'le Bosna'ya uygulanan deniz ablukası için Adriyatik'te "Süleyman" adlı bir gemi göndermişti. Hatta İran sadece bir gemiyi Bosna'ya ulaştırmak için diğer gemiyi gözden çıkarmanın pazarlığını yapıyordu.
Yine o yıllarda Türkiye'den Bosna'ya silah göndermek için çırpınan tek politikacı Necmettin Erbakan'dı. Bu siyasal İslamcılar Milli Görüşçülere "İrancı!" demeyecek de kime diyecek.
Siyasal İslamcılar Suriye'de Beşar Esad'ı (İran'ın bölgedeki en güçlü müttefiki) tasfiye ettiler. İran da Amerika'nın Körfez'deki askeri üslerini vurarak bir nevi siyasal İslamcıların hamisini çökerttiler.
Siyasal İslamcılar Siyonist İsrail'in Gazze'de yaptığı katliama karşı üst perdeden atıp tuttular ama İsrail'e karşı ekonomik ambargo uygulamaya cesaret edemediler.
İran ise Siyonist İsrail'e karşı her iki savaşta da füze yağdırdı. Buna karşın İsrail'e karşı hiçbir yaptırımda bulunmayan bizdeki siyasal İslamcılar NATO'nun yanında İran'a karşı teyakkuza geçtiler. Hatta Amerika'nın direktifiyle İran'a karşı ambargoya başladılar.
Siyonist İsrail ve Amerika İran'ın dini lideri Ali Hamaney'i öldürdü. Bir okulda çocukları katletti. Tahran'a halı bombardımanı uyguladı. Buna karşılık Türkiye'de Amerika'yı ve İsrail'i protesto eden hiçbir miting, gösteri yapılmadı. Demek ki, İran'ın Siyonist İsrail'e ve Amerikan hegemonyasına karşı yürüttüğü onurlu direniş bizdeki Sünni Müslümanların iman bahsinde bir cüz oluşturmuyor.
Bizdeki Sünnilerin Amerika ve Siyonist İsrail yörüngesindeki konformist imanı, Şii İran'ın küresel hegemonyaya meydan okuyan haklı savaşından daha mübarek bir şey olarak algılanıyor. Gazze sırf bizdeki Sünni konformistlerin dünyalık hesapları yüzünden kurban edildi. Öyle ya bu aleni riyakârlıktan başka bir anlam çıkmıyor.
Tekrar ediyorum. İran bizdeki siyasal İslamcıların ağabeyini fena dövdü. Onun için fena bozuldular, onun için öfkeliler. İran'ın üzerine atlayacak gibiler. Ama unuttukları bir şey var. Siz gözünüzü kırpana kadar Çin kumları sayar. Sakın aklınızdan geçirmeyin!
Hakan Fidan'ın New York'taki Türkevi'nde Netanyahu'yu ağırlarken ki reveransını düşünün. Ne tesadüftür ki, Hakan Fidan dışişleri bakanı olarak Tahran'da İsmail Haniye ile görüştükten birkaç saat sonra İsrail'in saldırısı sonucu şehit edildi.
Unutmayalım, Hakan Fidan eski MİT başkanı. Dış işleri bakanından çok istihbarat ekibini dış işlerine taşımış gibi. Diplomasi denildiğinde anladığı tek şey istihbarat faaliyetleri.
Şimdi siyasal İslamcıların ülkede iktidara nasıl geldiğini bir hatırlayalım. Amerika'nın Irak işgaline koşulsuz destek vererek. Topraklarını, limanlarını ve hava sahasını Amerikan güçlerine açarak. Bunun için meclisten zorla Irak'ı işgal tezkeresini çıkartarak.
Ülkede meclis eski işlevinde değil. Artık tek adam rejimi var. Bu tek adam rejimi de miadını doldurdu. Daha doğrusu tek adam rejiminin arkasında hayalet bir iktidar var. İşte tek adam rejimi sonrasında ülkenin siyasal patronluğuna oturmak için Amerika ve İsrail siyasî eksenine bir jest yapmanız gerekiyor. Türk evinde yaptığınız reverans yeterli değil.
İran Türkiye'deki siyasal İslamcı iktidarın ağabeyi Amerika'yı Körfez'de iyi patakladı. Gerald Ford savaş gemisi Akdeniz'de batıya doğru gidiyor. NATO ülkeleri de Amerika'ya yardım etmiyor. İşte bu ahval ve şerait içinde ülkede kendisine siyasi ikbal arayan birilerinin Amerika adına milli mayoyu giymesi icap ediyor.
Atmosfer dışındaki füzeleri bahane ediyor İran'a kuzeyden bir cephe açtınız mı Amerika'nın güneydeki Basra cephesini rahatlatmış olursunuz. Yani dünyanın terk ettiği Amerika'ya ve İsrail'e şu zamanlarda bir el atarsanız siz de reis gibi yirmi beş sene de bu ülkeyi yönetirsiniz.
Onun için ülkenin dış işleri bakanından çok en büyük mafya babası gibi konuşuyorlar. Onun için tutmasalar Kocatepe'den düşmanın üzerine atılacak gibilerdi. Onun için giydikleri milli mayo pek gergin. Her an patlayabilir o milli mayo!
Biz İncirlik'e atılacak bir İran füzesini milli onur meselesi yapmayacağız derken adam reis sonrası ülkede siyasi patron olmak için atmosferde seyreden füzelerden nem kapıyor. Çünkü bir istihbaratçı olarak ülkenin bütün sırlarını biliyor olmak size iktidarın ruhunu kabzetme imkânı verir.
Son söz; İran'ın üst düzey politikacılarının Mossad tarafından bu kadar kolay öldürülüyor oluşu ile Türk siyasetinde ön almaya çalışanların milli mayoyu giyme iştahı insanlarda kuşku uyandırıyor. Bana sanki birisi kendi istikbali için İran'ı Amerika'ya ve Siyonistlere satıyor gibi. Tıpkı bütün Irak'ın, Libya'nın satılması gibi.
Nasıldı, Hicaz'da hacılar caz çalıyor Allah!
İran Amerika'yı coğrafyadan sökün ediyor.
Tek başına Siyonizm'e kök söktürüyor.
Tel Aviv'i füze yağmuruna tutuyor.
Savaş gemilerini bölgeden kovuyor.
Arap haydutlarının görkemli kulelerini yerle bir ediyor.
İran İslam İnkılabı gerçek bir Arap Baharı'na dönüşüyor!
Amerika'nın petrole dayalı dolar imparatorluğunu günbegün yıkıyor!
Dünyada kıyamet kopuyor, Çin, Rusya, Hindistan...
Bizim Sünni kodoşlar hâlâ Hicaz'da caz çalıyor, Allah!
Uyarı: Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple eser sahibinin onayı olmaksızın yazının bütün olarak bu sayfadan başka bir yerde neşredilmesi hukuken yasaktır. Bu yazının her türlü neşri, 5846 sayılı kanun hükümlerine tabidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder